EGE MODA, Moda, Tekstil, Haber Portalı, 2008/2009 Sonbahar Kış Modası,Sokak Modası
 
Anasayfa arrow Yazarlar arrow Jeyan Gedik arrow Hepimizin vazgeçilmezi Jean
Pazar, 01 Ağustos 2010




Moda Yazarlarımız
İzmir Terziler ve Konfeksiyoncular Odası
2009 MODA AKIMLARI
Diğer yazıları...
----------------------
Jeyan GEDİK
Hepimizin vazgeçilmezi Jean
Diğer yazıları...
----------------------
Billur CANTÜRK
BU KIŞ NE MODA?
Diğer yazıları...
----------------------
Moda Kuşu
Kıyafet Seçiminin Püf Noktaları
Diğer yazıları...
----------------------

Hepimizin vazgeçilmezi Jean PDF Yazdır E-posta
 

Bugünkü jean , pantolonların bildik kumaşı "denim", 17. yüzyılda Fransa'da yapılan çift katlı "serge de Nimes" adlı bir dokumadan türetilmiş. Aynı kumaş İngiltere'de de biliniyormuş. Kristof Kolomb'un gemilerinde kullanmak için sağlam bir yelken kumaşı arayışı sonucu üretilmeye başlandığının söylenmektedir. "Jean" adı  ise Cenovalı denizcilerin bu pamuk, keten ve yün karışımı dayanıklı kumaşı sevip giysi yapmayı akıl etmelerinden geliyor.

18. yüzyılda kölelerin tarlalarda çalıştırılmaları sonucu bollaşan pamuğu, jean kumaşın hammaddesi yapıp yün ve keteni kullanmama ve ketenden vazgeçme fikri ise Amerikalılara ait. 1800'lü yıllarda jean pantolonlar ve tulumlar dayanıklılıklarından ötürü madencilerin, boyacıların, işçilerin kıyafeti haline geldi. Bu kıyafetlerinin renkleri alıştığımız jean renginin aksine siyah, kahverengi, yeşil ve beyazdı.

 

Doğum yeri tüm dünya tarafından Amerika olarak kabul edilse de tarihçi Prof.Dr.Halil İnalcık'a göre kot pantolonun anayurdu Türkiye. İnalcık'ın tezine göre kot yani kaba pamuklu kumaş ilk kez 16. yüzyılda Batı Anadolu'da üretildi.

Dünya tarihini yazan 10 tarihçi arasında yer alan ve "Osmanlı tarihi babası" olarak tanınan Prof.Dr. Halil İnalcık'ın kot konusundaki tezi şöyle:

"15-17. yüzyıllar arasında, Denizli ve Akhisar yöresinde çok fazla pamuk yetiştiriliyordu. Türk pamuğu ince elyaf değildi. Dolayısıyla yapılan kaba pamuklu elbiseleri, köylü ve fakir insanlar kullanırdı. Daha sonra pamuklular Hindistan'dan gelen mavi boya(çivit) ile boyanmaya başlandı." İnalcık'ın tezine göre, günümüzde kabul edilenin tersine bir coğrafi süreç izledi kotun yolculuğu.

İzmir'e getirilen bu kaba mavi pamukluların ilk ihracatı 16. yüzyılda Fransa'nın Marsilya kentine oldu. Buradan da İspanyollar tarafından Amerika'daki kolonilerine götürülüp çiftliklerde çalışan Afrikalı zenci köleler ve kızılderililere giydirildi. Amerika'nın başarısı ise kot pantolonu bir sanayi haline dönüştürmekte oldu."

 

1848'de James Wilson Marshall adlı New Jerseyli bir marangoz, California'da değirmen inşa ederken bir miktar altın buldu, böylece altına hücum devri başladı.1853'te Loeb Strauss ,  altın  arayıcılarının bol miktarda çadır bezi, ev ve at arabası örtüsüne ihtiyacı olduğunu ihtiyaçları olacağını düşündü ve denim kumaş toptancılığına başladı. Ancak müşterilerinden birinin dayanıklı pantolon bulamadığını söyleyip "asıl pantolon satmalıydın" demesi aklına yeni bir fikir getirdi ve kumaşlarını pantolon yapıp satmaya başladı. Kovboylar da bu dayanıklı pantolondan nasiplerini almıştı, ancak onlar altın arayıcılarının aksine daracık olanlarını giyiyorlardı, bu belki başka şeyleri biraz zorlaştırıyordu ama at binmelerini çok kolaylaştırıyordu. Kot pantolonun doğum yeri ise San Francisco olarak kabul ediliyor. San Francisco'nun içinde yer aldığı, 1850'lerde altın madenleri ile ünlü Kaliforniya eyaletine akın eden maceraperest altın arayıcılarının içinde biri vardı ki o altınla değil ticaret yaparak zengin olmayı kafasına koymuştu.

 

Bavyeralı 24 yaşındaki Levi Strauss dikiş malzemelerini, beş ay süren bir gemi yolculuğundan sonra San Francisco'ya ulaştırdı. Genç tüccarın mallarına inanılmaz bir talep oldu. Fakat bir top çadır bezi(kanvas) elinde kaldı. Bu kumaş için çareler arayan Levi Strauss'un aklına, altın arayıcılarının sert dayanıklı pantolonlara ihtiyaç duyduğu geldi. Böylece, genç tüccarın bir terziye götürerek sağlam dikişli pantolonlar diktirmesi ile 126 yıllık serüven başlamış oldu. Leke göstermediği için Levi Strauss tarafından lacivert renkte karar kılınan pantolonlar, altın madenlerinin yakınında pazarlanmaya başlandı ve inanılmaz ilgi gördü

Levi , 1902'de değişen ihtiyaçlar doğrultusunda pantolonun arkasına iki cep dikmeyi akıl etti. Bu, onun jean pantolonu günlük bir kıyafet haline getirme çabasının sonucuydu, ayrıca son çabası oldu, çünkü aynı sene öldü. Ancak bu geçişi, 1947'de vücuda uygun kesilmiş ilk pantolonla Wrangler markası yaptı.

 

Böylece jean, bir moda oldu. 1951'de Bing Crosby, jean smokini ile büyük sükse yaptı. Bridget Bardot, daracık jean pantolon giyerek seksi olunabileceğini kanıtladı. James Dean, 1955'te "Rebel Without A Couse"da -bizdeki adıyla Asi Gençlik- giyerek jean pantolona inanılmaz bir popülarite kazandırdı. Aynı yıl jean pantolon okullarda yasaklanmaya çalışıldı, ancak kimse çığ gibi yayılan bu modanın karşısında duramıyordu, 1958'de Amerikalı gençlerin %90'ı yatak ve kilise hariç her yerde jean giyiyordu. Artık jean pantolonlar sadece "asi gençler"in giysisi değildi. 1960'lardan sonra çiçek çocuklar da "bir şeyler giydiklerinde(!)" jean pantolondan şaşmıyorlardı.

 

Jean, 1971'de Rolling Stones'un "Sticky Fingers" albümünün kapağında kullanılan Andy Warhol tasarımı ile pop kültüründeki, 1980'lerde ünlü tasarımcıların koleksiyonlarına katmasıyla da modadaki yerini kesinleştirdi. 1980'lerin sonlarında biz de yabancı jean markaları ile tanışmaya başladık. Böylece bütün dünyayı avucuna alan moda bizim de vazgeçilmezimiz oldu.


 
Sonraki >

Kiralık Sunucu
Hosting

rujlu_logo
Webdesign by Webmedie.dk Ny hjemmeside